Kategotiye göre:Öykü
Tüm Yazılar, Öykü »
Kahverengi konturların içinde kalan dikdörtgensel alan mavi. Dalıp gittin? Biliyorum bana bakıp dalmadın, büyük ihtimalle bir şey izliyorsun, hafif bi tebessüm var yüzünde, bana baktığını hayal ediyorum, platonik mastürbasyon düpedüz.. Doruktan sonraki ağlama krizi.
Kahverengi konturların içinde kalan dikdörtgensel alan mavi. Gözlerin kapanıyor. Yorgun musun? Evet biliyorum onunla uğraştın biraz. Bak ama artık benimle konuşuyorsun. Sadece konuşuyorsun, ötesi yok. Ben tırmanırım sen iple belime bağlan.
Kahverengi konturların içinde kalan dikdörtgensel alan mavi. Biraz özele inersek objektifin yönünü ellerinle değiştirdiğini gördüm, yine de gülümsedim. Sen gülümsedin. Evet gerçekten dalgalar tatlı. Bundan vazgeçme. Fikrimi …
Tüm Yazılar, Öykü »
Gece on bir suları… Sokaklar boş, tıpkı içim gibi. Kar taneleri bile istemeye istemeye düşüyor yeryüzüne.
Sessizlik …
Bir anı daha tam karşımda duruyor işte. Her yerde olduğu gibi burada da seni, giderken bana bıraktığın izlerini görüyorum.
Yürüyorum …
Hala içimde bir umut var demek ki. Nasıl oluyorsa hala senden kurtulabileceğime inanıyorum. Bilmiyorum, deniyorum; ama anlayamıyorum. Hayatıma nasıl bu denli sızabildin? Beni sana, kendime, bu şehre nasıl mahkum edebildin?
Seni ilk gördüğüm gün sonbahardı. Tam da senin sevdiğin sonbaharlardan… Ne tesadüf! Biz de bir sonbahar havasında yaşamadık mı her şeyi ?
Neden, neden? Neden her şey …
Tüm Yazılar, Öykü »
Zamanın birinde kelebeklerin tek günlük yaşamlarını geçirdiği bir köy varmış. Köy dediğimiz bu cennet parçasının en sonunda tek başına tonton mu tonton ama bir o kadarda huysuz bir ihtiyar yaşarmış. Kelebeklerin her geçiş zamanında her sabah erkenden kalkar, bir kayanın üstüne oturur, masal bu ya bütün kelebeklerde onun çevresinde uçup üstüne konarlarmış. Her gün kelebekleri yakalamak için türlü türlü yollar deneyen köyün yaramaz küçüğü bunu görür, bir türlü anlayamazmış fakat yaşlı adamdan korktuğu için soramazmış. En sonunda bir gün dayanamayıp yaşlı adama bunun nedenini sormaya karar vermiş. Yaşlı adam arkasından …
Tüm Yazılar, Öykü »
Ölüm kapımı çalar
Sağ olsun canlım da kapıyı açar…
Ö-Gel seninle bir anlaşma yapalım?
C-Nedir?
Ö-Şimdi sana dünyanın en güzel, en iyi dişisini sunacağım. Ki ben boş bir şey vaat etmem güzel olduğu için sakın zeki değil sanma ve seni en iyi anlayacak kişiyi senin aşığın edeyim. Cebine de hayli hayli yetecek günlük harçlık bırakayım. Evler, arabalar…. Ne istersen, hayallerine yetebilecek kadar para verebilirim merak etme. Yalnız bir şartım var, şudur ki; 18 Haziran 2005 tarihinde seni yanıma alacağım! Evet cevap?
C-Peki o tarihe kadar ölürsem?
Ö-Asla! Hastalanmak dahi yok! Çok dinç edeceğim seni.
C-Hımmm! Ya belki …
Tüm Yazılar, Öykü »
Başı belliydi; doğum… Ortası belliydi; yaşam savaşı… Yaşamını aptalca kategorilere ayırmayacak kadar doğal kalabilmişti. Sonunu ise herkesten iyi biliyordu. Ne kitaplara, ne de akademik öğretilere ihtiyacı vardı. Ortalama her Türk genci gibi ailesi tarafından psikologa götürüldü. Tam o malum yaşta… O yaş… Evet, o malum yaş… Bekleme odasında sırasını bekliyordu. Siyah renge olan düşkünlüğü dikkat çekiyordu. Alışmıştı bu bakışlara. Hatta kendince anlamlar yüklüyordu artık her birine. Zaten her şeye yüklediği anlam yüzünden gelmişti buraya. Anlam, anlamsızlık içinde koşturan insanlar için artık anlamsızlık demekti. Anlam, anlam değiştirmişti yirmi birinci yüzyılda. Adı anons edildi ve …
Tüm Yazılar, Öykü »
Doksanlı yıllar… Yemyeşil çaylıklar içinden, patika yollardan geçerek okula gittiğimiz günler… Şimdi ne kadar tuhafıma gidiyor bilsen. Nasıl yanımızdan ve hayatımıza hiç müdahale etmeden akıp gitmiş o, azgın dereler… İşte oradalar… Eksiksizler yani tastamam. Uzun burunlu Rize delikanlıları… “Neddiysun” diyerek kavga eden, yalnızca kollarıyla birbirini itip duran… Kavgaları ateşli olur bu yörenin… O yüzden kavgaya başlamadan önce, olmaması için inatlaşma sürecini ellerinden geldiğince uzatırlar… Sessizce geçiyorum yanlarından… Aşığım… Aklım beş karış havada anlayacağın… Hemen önümdeki sırada oturan, kızıl saçlı Keriman… Beyaz yüzlü… Çaylıkların içinde bir yaşlı mezarı olaydım da evinin …
Tüm Yazılar, Öykü »
Telefondan gelen ses gittikçe uzaklaşmaya başlamıştı.. Boş gözlerle camdan dışarı bakarken telefondan gelen cümlelerin arasında “ayrılık” kelimesinin geçtiğini fark ettiğinde irkildi. Daha telefondaki ses kesilmemişti ki beraber geçen aylar boğazında düğümleniverdi. Sevgilisinin sesi kararlı olduğu kadar şaşırtıcı geliyordu kendisine. İnanmak istemiyordu ama konuşmanın sonunda ne olacağını çok geçmeden fark etmişti. Hiç tepki vermedi. Sohbet ne kadar uzarsa taraflar o kadar daha fazla acı çekecekti, uzatmanın manası yoktu.
Üzerinde beliren kül rengi bulutları fark edemedi ama cama sanki onu uyandırmak istercesine şiddetle çarpmaya başlayan yağmur damlaları amacına ulaştı. Kendisine geldiğinde telefondan gelen …
Tüm Yazılar, Öykü »
“Yosun ve iyot kokuları arasında uzun zamandır yapmadığım güzel bir uykuyu çekmeliyim dedi adam…”
Adam saatler sürecek yolculuğunun ilk dakikalarını, iskeleden ayrılan vapurun arka tarafından büyük motorların çalışması sonucu çıkan köpükler, meltemler ve yüzüne vuran yosun kokusu eşliğinde, umutlarını kaybettiği şehre bakarak geçirdikten sonra, kısa bir uykuya dalmak istedi… Bir ömrün yorgunluğu gibi geliyordu şu şehirde geçirdiği birkaç yılda yaşadıkları…
Kompartımanına ağır adımlarla girdi, yatağına uzandı, gözlerini yavaşça kapattı… Her hareketi sanki bir kuğunun suya inişi gibi sessiz ve sakindi… Adam daha yastığa beş varken huzurlu bir uykunun kollarına bıraktı kendini…
Tüm Yazılar, Öykü »
İskeleden yavaşça ayrıldı vapur… Arkasında bıraktığı köpükleri izlerken ben de arkamda bıraktığım geçmişimi düşündüm… Hayatıma bir vapurun yolunu bulmak için çizdiği kerterizlerden birini çizdim… Sonumun ne olacağını bilmediğim bir yola çıkıyordum, bu şehri ve bu yaşamı geride bırakıp… Oysa buraya gelirken ne düşlerim vardı, ne hayallerim… Hepsinin birer birer yok olup gideceğini, şehrin sokaklarında kaybolacağını bilemezdim…
Sanki kötü bir rüyaydı yaşadıklarım… Sanki küçükken yatağımı ıslattığım yıllarda annemin beni o temiz duygularla uyandırdığı zamanlardaki gibi kaldırmasını diliyordum… Ruhum daha bu şehre gelmeden evvel bırakmıştı beni, şimdi daha bir yalnız, daha bir hiçlik …
