Yine ağlamış şehir
Islak asfaltta geziniyor yansımalar.
Güneşin doğmadığı bu şehirde
Sahiplerinin tek dostu oluyor yansımalar.
Yine üşümüş şehir,
Herkes giymiş uzun kolluları.
Başka bir tenin sıcaklığına hasret
Dökülmüş şehrin gözyaşları..
Mustafa Öztürk
Devamını Oku... »Kaç gündür dilimde ama
soramadım ne zaman gittiğini
beklemesi zor olmasın diye..
Eve de sen uyumadan gelmiyorum zaten kaç gecedir..
Gelince de kıvrılıyorum kanepeye
uğramadan yanına..
Aklımca sensizliğe alışıyorum..
Kaçışım buraya kadarmış.
Bu gece kapının hemen yanına koymuşsun
tıka basa anılarla doldurduğun bavulunu..
Gidişin sandığımdan da yakın sanırım..
Hepsini sığrıdabildin mi peki?
Gördüm, dışarıda kalmış
Burgaz Ada’ya gittiğimiz gün..
Kahverengi konturların içinde kalan dikdörtgensel alan mavi. Dalıp gittin? Biliyorum bana bakıp dalmadın, büyük ihtimalle bir şey izliyorsun, hafif bi tebessüm var yüzünde, bana baktığını hayal ediyorum, platonik mastürbasyon düpedüz.. Doruktan sonraki ağlama krizi.
Kahverengi konturların içinde kalan dikdörtgensel alan mavi. Gözlerin kapanıyor. Yorgun musun? Evet biliyorum onunla uğraştın biraz. Bak ama artık benimle konuşuyorsun. Sadece konuşuyorsun, ötesi yok. Ben tırmanırım sen iple belime bağlan.
Kahverengi konturların içinde kalan dikdörtgensel alan mavi. Biraz özele inersek objektifin yönünü ellerinle değiştirdiğini gördüm, yine de gülümsedim. Sen gülümsedin. Evet gerçekten dalgalar tatlı. Bundan vazgeçme. Fikrimi …
Gece on bir suları… Sokaklar boş, tıpkı içim gibi. Kar taneleri bile istemeye istemeye düşüyor yeryüzüne.
Sessizlik …
Bir anı daha tam karşımda duruyor işte. Her yerde olduğu gibi burada da seni, giderken bana bıraktığın izlerini görüyorum.
Yürüyorum …
Hala içimde bir umut var demek ki. Nasıl oluyorsa hala senden kurtulabileceğime inanıyorum. Bilmiyorum, deniyorum; ama anlayamıyorum. Hayatıma nasıl bu denli sızabildin? Beni sana, kendime, bu şehre nasıl mahkum edebildin?
Seni ilk gördüğüm gün sonbahardı. Tam da senin sevdiğin sonbaharlardan… Ne tesadüf! Biz de bir sonbahar havasında yaşamadık mı her şeyi ?
Neden, neden? Neden her şey …
Şimdi çok uzaklarda senden habersiz,
Yıllarım geçti sessiz ve sensiz.
Tükendi ömrüm sükut-u hayal ile aşk-ı derdinden,
Sızladı yüreğim yedi yıl sonra bir kelam ile en derinden.
O yedi yıl ki dolandım durdum divane divane,
Her geçen kuştan seni sordum biçare,
En sonunda buldum seni zahir bir tecellide,
Fakat zaman yok, mekan ırak, gönül dert çekmede.
Dinmez sanırdım bağrımdaki bu alev-i keder,
Derdimin dermanı sabırla tevekkülmüş öğretti kader.